
Kısa cevap: Cezaevindeki hastanın “tahliyesi” tek bir işlem değildir. Hükümlüde dört ayrı kapı vardır. Hayatı için kesin tehlike varsa infaz iyileşinceye kadar geri bırakılır (5275 sayılı Kanun m.16/2). Ağır hastalık veya engellilik yüzünden cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdüremeyen ve toplum için ağır, somut tehlike oluşturmayan kişinin infazı geri bırakılabilir (m.16/6). Aynı sağlık hâli, koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalmışsa denetimli serbestlik yolu açar (m.105/A-3-b). Ağırlaştırılmış müebbet hariç, ceza konutta da çektirilebilir (m.110/3). Tutuklu hastada bu maddeler değil, tahliye ve adli kontrol işletilir.
AL&KAR Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu 2016’dan bu yana Çağlayan’da ceza soruşturması ve infaz işlerine bakar. Av. Alperen Karakuş. Aşağıdaki çerçeve Ekim 2026’daki kanun metnine göredir. Tutukluluk için: Tutuklama kararına itiraz. Tedbirin içeriği: Adli kontrol.
Önce şu ayrım yapılır
Aileler çoğu zaman herkese “tahliye” der. Kanun dört farklı sonuç tanır. Karıştırılırsa yanlış mercie dilekçe gider ve haftalar kaybolur.
| Kurum | Kim | Sonuç | Karar |
|---|---|---|---|
| İnfazın geri bırakılması (m.16) | Hükümlü | Ceza durur, iyileşince kalan kısım infaz edilir | İnfaz Cumhuriyet başsavcılığı |
| Konutta infaz (m.110/3) | Hükümlü, ağırlaştırılmış müebbet hariç | Ceza işler, yer konuttur | İnfaz hâkimi |
| Denetimli serbestlik (m.105/A) | İyi hâlli hükümlü, süre dolmuşsa | Ceza toplumda, yükümlülükle infaz edilir | İnfaz hâkimi |
| Tutukluluğun kaldırılması | Hüküm kesinleşmemiş tutuklu | Tedbir kalkar veya adli kontrole döner | Soruşturma veya yargılama mercii |
Hastaneye sevk, tahliye değildir. Revirde veya tam teşekküllü hastanede geçen süre kural olarak infazdan sayılır. Kişi hâlâ hükümlü veya tutukludur. Acil sevk ile infaz erteleme aynı dilekçenin iki ayrı istemidir. Biri diğerini beklemez.
1. Hayat için kesin tehlike: infaz geri bırakılır
Akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda infaza, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümünde devam edilir. İstisna şudur: hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa, infaz iyileşinceye kadar geri bırakılır (m.16/2). Kanunun buradaki fiili “bırakılabilir” değil, “bırakılır”dır. Şart, her hastalığın değil, infazın hayatı kesin tehlikeye soktuğunun raporla ortaya çıkmasıdır.
Karar, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü bir hastanenin sağlık kurulunca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verilir (m.16/3). Kişi henüz kuruma girmemişse başvuru, infaz işlemlerini yürüten başsavcılığa yapılır.
Geri bırakma, cezayı silmez. İyileşme incelenince infaza dönülür. Dışarıda geçen süre, akıl hastalığı dışında, kanunda cezaevinde geçmiş sayılmaz. Akıl hastalığında rejim ayrıdır ve aşağıdadır. Başsavcılık, rapordaki süreyle, süre yazılmamışsa birer yıllık dönemlerle durumu yeniden incelettirir. Yükümlülüklere aykırılık, kararı kaldırır. Adres, hükümlü veya yasal temsilcisi tarafından savcılığa bildirilir.
2. Ağır hastalık ve engellilik: yalnız yaşayamama
İkinci kapı daha geniştir ve takdiridir. Maruz kalınan ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun infazı, iyileşinceye kadar geri bırakılabilir (m.16/6). Rapor usulü yine üçüncü fıkradadır.
Burada iki şart birlikte aranır. Birincisi tıbbidir: kişi cezaevi koşullarında yaşamını tek başına sürdürememelidir. Raporda yalnızca tanı, kanser evresi veya engel oranı yazması yetmez. Kurul cümlesinin, kurum koşullarında yalnız idame ettirememeye ilişkin olması gerekir. İkincisi değerlendirmedir: toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike. Bu ikinci başlık hekim kararı değildir. Savcılık, suçun türü, sabıka, kurum içi tutum ve somut risk üzerinden kurar. Rapor olumlu olsa bile bu değerlendirme ret sebebi olabilir. Ret, gerekçesiz bırakılamaz. Gerekçe infaz hâkimliğine taşınır.
Bu yol, suçun süresine bağlı değildir. Üç yıl kalmış olmak aranmaz. Ağırlaştırılmış müebbet de bu fıkranın metninde ayrıca hariç tutulmamıştır. Buna karşılık “ağır ve somut tehlike” değerlendirmesi, uzun ve nitelikli suçlarda uygulamayı daraltır. Ret, otomatik olarak diğer kapıları kapatmaz. Aynı rapor, konutta infaz ve şartları oluşmuşsa denetimli serbestlik için ayrı ayrı kullanılır.
3. Akıl hastalığı
Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geri bırakılır. Hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanunu m.57’de gösterilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Bu kurumda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır (m.16/1). Bu, “eve tahliye” değildir. İnfaz durur, kişi yüksek güvenlikli bir sağlık kurumuna alınır ve o süre mahsup edilir. İyileşince kalan ceza ayrıca infaz edilir.
Akıl hastalığı ile cezaehliyeti, yargılama sırasında TCK m.32 ile çözülür. İnfaz başladıktan sonra ortaya çıkan veya ağırlaşan hastalık m.16/1’in konusudur. Aile, ikisini aynı dilekçede karıştırmamalıdır. Hüküm kesinleşmemişse öncelik, yargılayan mahkemenin sağlık tedbiri ve tutukluluk kararıdır.
4. Denetimli serbestlik: hasta hükümlüde üç yıl
Denetimli serbestlik, cezayı silmez. Koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmın, toplumda ve yükümlülük altında infaz edilmesidir. Kararı infaz hâkimi verir. Genel kuralda açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan, iyi hâlli ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalmış hükümlü talep eder (m.105/A-1).
Hasta, engelli veya kocama hâli bu süreyi uzatır. Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlü, diğer şartları da taşıyorsa bu usulden yararlanabilir (m.105/A-3-b). Hâl, Adlî Tıp raporuyla ya da Bakanlığın belirlediği tam teşekküllü hastane sağlık kurulunun düzenleyip Adlî Tıp’ın onayladığı raporla belgelenir. Sıradan bir hastane çıkış özeti yetmez.
“Üç yıl” bugünden itibaren üç yıl demek değildir. Koşullu salıverilme tarihine üç yıl kalmış olmak demektir. O tarih, suçun türüne göre cezanın yarısı, üçte ikisi veya dörtte üçü üzerinden kurulur. Mükerrirlikte oran değişir. Bu yüzden aynı hastalığı taşıyan iki kişiden biri bugün başvurabilir, diğeri yıllar sonra.
Diğer şartlar durur. İyi hâl aranır. Açık kuruma ayrılmış olmak gerekir. Ayrılma şartları oluştuğu hâlde iradesi dışındaki bir nedenle açık kuruma ayrılamayan veya bu yüzden kapalıya geri gönderilen iyi hâlli hükümlü de fıkra 2 ile bu usulden yararlanabilir. Hastalığın kendisi, kişiyi açık kurumdan alıkoyuyorsa bu bent ayrıca yazılır. Sağlık raporu, iyi hâl raporunun yerine geçmez.
Dört nokta takvimi değiştirir. Bunları atlayan hesap, yanlış tahliye tarihi üretir.
- 4 Haziran 2025 ve sonrasında işlenen suçlarda, koşullu salıverilmeye kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda biri, her hâlde en az beş gün, kurumda geçirilmiş olmalıdır (7550 sayılı Kanun). Daha önce işlenen suçlara bu şart uygulanmaz.
- 30 Mart 2020’ye kadar işlenen ve kanun koyucunun istisna tutmadığı suçlarda genel bir yıllık süre, geçici maddeyle daha uzun uygulanır. İstisna suç bu uzatmanın dışındadır.
- 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen ve istisna tutulmayan suçlarda, 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun açık kuruma ayrılma ve denetimli serbestlik takvimini üç yıl öne çekmiştir. Terör, örgütlü suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve bazı kasten öldürme suçları bu genişletmede anılır. Suç vasfı, madde metninden okunmadan “üç yıl erken çıkar” denmez.
- Adli para cezasının ödenmemesi yüzünden hapse çevrilen hükümlü, 105/A’daki bu usulden yararlanamaz (m.105/A-4). Onun hasta hükümlü yolu, infazın geri bırakılması ve şartları varsa konutta infazdır.
Denetimli serbestlik “çıktı, bitti” değildir. Kurumdan ayrıldıktan sonra beş gün içinde, talepte belirtilen denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurulur. Kamuya yararlı iş, konutta denetim, belirli yerlere gitmeme veya programa katılma yükümlülüğü konur. Başvurmamak, yükümlülüğe ısrarla uymamak veya alt sınırı bir yıl ve daha fazla hapis gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılması, kişiyi açık kuruma geri gönderebilir. Süre geçirilerek teslim olunmaması, infazdan kaçma suçunu da gündeme getirir (m.105/A-6, 7 ve 8).
5. Konutta infaz: ceza evde çekilir
Konutta infaz da tahliye değildir. Ceza işlemeye devam eder. Yalnızca infaz yeri konuttur. 4 Haziran 2025’te değişen m.110/3’e göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis hariç, hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası hapse çevrilen hükümlülerden, m.16/3’teki rapor usulüyle cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve ağır, somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezası konutta çektirilebilir. Kararı infaz hâkimi verir.
Toplam cezası on yıldan fazla olanların elektronik cihazla izlenmesi zorunludur. Durum birer yıllık dönemlerle yeniden incelettirilir. İyileşme tespit edilirse konut kararı kaldırılır. Yükümlülüğe aykırılık da kaldırır. Konutta geçen süre infazdan sayılır. Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümleri, kişinin tabi olduğu rejime göre işlemeye devam eder (m.110/5). Yani konut, üç yıllık denetim süresinin dolmasını beklemenin alternatifi olabilir. İkisi aynı anda “çifte tahliye” diye toplanmaz. Hangi kapının açık olduğu, kalan süreye ve rapora göre seçilir.
Madde 110’un terör, örgüt, cinsel dokunulmazlık ve bazı diğer istisnaları, hastalık nedeniyle konutta infazı düzenleyen üçüncü fıkraya uygulanmaz. Metin, “üçüncü ve dördüncü fıkra hariç” diyerek bu istisnaları yaşa ve hafta sonu infazına özgü tutar. Hastalık fıkrasında kapıyı kapatanlar başkadır: ağırlaştırılmış müebbet, rapor şartının yokluğu ve ağır-somut tehlike değerlendirmesi. Suçun türü, tehlike değerlendirmesinde yine dikkate alınır. İstisna listesinde olmak, tek başına m.110/3’ü kapatmaz. İstisna listesinde olmamak da tek başına hakkı doğurmaz.
Yaşa bağlı konut infazı hastalığın alternatifi değildir. Kadın, çocuk ve altmış beş yaş için toplam üç yıl, yetmiş yaş için dört yıl, yetmiş beş yaş için beş yıl, seksen yaş için altı yıl veya daha az hapiste, zarar giderimi saklı kalmak üzere konut istenebilir (m.110/2). Ceza bu sınırın üstündeyse yaş tek başına yetmez. O zaman hastalık fıkrasına dönülür. Hafta sonu ve gece infazı ise kasten suçlarda toplam üç yıl, taksirle öldürme hariç taksirde beş yıl ile sınırlıdır. Ağır hastada asıl kapı bu değildir.
6. Tutuklu hasta: infaz maddeleri işlemez
Hüküm kesinleşmemişse kişi hükümlü değil, tutukludur. 5275 sayılı Kanun’un 16, 105/A ve 110. maddeleri infaz rejimidir. Tutuklunun yolu, tutukluluğun kaldırılması ve yerine adli kontrol konulmasıdır. Talebi, soruşturmada sulh ceza hâkimliği, kovuşturmada yargılayan mahkeme, dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a gittiyse ilgili daire inceler. Ayrıntı: Tutuklama kararına itiraz, süre ve tahliye.
Tutuklama, ancak kanundaki sebepler ve ölçülülük varsa sürer. Hastanın cezaevinde tutulması, tedavisinin kurumda yapılamaması ve adli kontrolün yetmesi, ölçülülük itirazının gerekçesidir. Adli kontrolün içinde konutu terk etmemek, tedaviye girmek ve belirli mercilere başvurmak vardır: Adli kontrol yükümlülükleri. Hastanede müşahede, tutukluluğu bitirmez. Tahliye kararı ayrıca yazılır.
Kesinleşmiş cezanın infazı başlamış, bunun yanında başka bir dosyadan tutukluluk varsa iki statü bir aradadır. İnfaz erteleme, tutukluluk kararını kendiliğinden kaldırmaz. Her dosya kendi merciine yazılır.
7. Gebelik ve hasta çocuk
Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş kadın hakkında geri bırakılır (m.16/4). Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmişse, doğumdan iki ay sonra infaza dönülür. Kapalı kuruma girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ve eylemleri nedeniyle tehlikeli sayılanlar bu fıkranın dışındadır. Onların bu dönemi, kurumda kendileri için ayrılan yerde infaz edilir (m.16/5).
Kadın hükümlünün on sekiz yaşını doldurmamış çocuğu engellilik nedeniyle bakıma muhtaçsa veya ağır hastaysa, ayrı bir erteleme vardır (m.16/A). Toplam ceza on yıl veya daha az hapis olmalı ya da adli para cezasından çevrilen hapis bu sınırda olmalıdır. Hükümlü, ağır ve somut tehlike oluşturmamalıdır. Başsavcılık infazı bir yıla kadar erteleyebilir. Süre, her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir. Erteleme sırasında zamanaşımı işlemez. Yerleşim yerini terk etmemek, düzenli başvurmak veya güvence yatırmak yükümlülüklerinden en az biri ve ayrıca yurt dışına çıkamama konur. Aykırı davranış, kasten işlenen suçtan kamu davası veya çocuğun iyileşmesi, ertelemeyi kaldırır ve infaz hemen başlar. Çocuğun hâli de m.16/3’teki rapor usulüyle belirlenir.
Rapor hangi cümleyi taşımalı?
Üç kapı da aynı kâğıt yığınıyla açılmaz. Kurum revirinden sevk istenir. Epikriz, görüntüleme, patoloji ve tedavi planı sağlık kurulu dosyasına konur. Kuruldan iki ayrı tıbbi sonuç istenebilir. Birincisi, infazın hayat için kesin tehlike teşkil edip etmediğidir. Bu, m.16/2’dir. İkincisi, ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirip ettiremediğidir. Bu, m.16/6, m.105/A-3-b ve m.110/3’ün ortak cümlesidir. Engel yüzdesi, tek başına bu cümlenin yerini tutmaz.
Rapor, Adlî Tıp Kurumundan çıkar ya da Bakanlığın belirlediği tam teşekküllü hastanenin sağlık kurulundan çıkıp Adlî Tıp onayından geçer. Onaysız kurul raporu, kanunun aradığı belge değildir. Rapor eskiyse veya hastalık ilerlediyse yeni kurul istenir. Yıllık inceleme de aynı usulle yapılır. İyileşme yazılırsa erteleme veya konut kararı kaldırılır.
Ret gelirse nereye gidilir?
Başsavcılığın geri bırakma kararına karşı infaz hâkimliğine başvurulur (m.16/3). İnfaz hâkiminin denetimli serbestlik, konutta infaz veya şikâyet üzerine verdiği karara karşı, tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde, o yer ağır ceza mahkemesine itiraz edilir. İtiraz, kural olarak infazı kendiliğinden durdurmaz. Durdurma ayrıca istenebilir.
Ret, aynı belgelerle her hafta tekrar edilerek aşılmaz. Yeni tıbbi bulgu, ilerleyen hastalık veya rapordaki eksik cümlenin tamamlanması, yeni başvurunun sebebidir. Gerekçesiz ret ve rapor alınmadan verilen ret, itiraz dilekçesinin esasını oluşturur. Kanun yolu tüketildikten sonra, yaşam hakkı ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan infaz iddiası Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda ayrıca tartışılır. Bu başvuru, infaz hâkimliği itirazının yerine geçmez ve kendiliğinden tahliye kararı üretmez.
Ailenin aynı hafta izleyeceği sıra
- Kişinin tutuklu mu, hükümlü mü, denetimli serbestlikte mi, koşullu salıverilmiş mi olduğunu ayırın. Varsa ikinci dosyayı da yazın.
- Müddetnameyi isteyin. Koşullu salıverilme tarihini, suç tarihini ve suçun türünü işaretleyin. Üç yıllık denetim kapısı bu tarihe göre açılır.
- Kurumdan güncel epikriz ve sevk talep edin. Acil tedavi ile infaz istemini aynı yazıda ama ayrı başlıklarda isteyin.
- Sağlık kurulundan iki cümleyi açıkça sorun: kesin hayati tehlike var mı, kurum koşullarında hayatını yalnız idame ettirebiliyor mu.
- Onaylı rapor çıkar çıkmaz üç mercie birden gidin. Başsavcılığa m.16. İnfaz hâkimine m.110/3. Süre dolduysa ayrıca m.105/A. Tutukluysa bir de yargılama merciine tahliye.
- Kararda yazılı adresi bildirin, beş günlük denetimli serbestlik başvurusunu kaçırmayın, yıllık kontrol tarihini takvime yazın.
Sık sorulan sorular
Kanser teşhisi tahliye için yeter mi?
Yetmez. Teşhis, raporun girişidir. İnfazın hayatı kesin tehlikeye sokması veya kişinin cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdürememesi, kurul cümlesiyle ve Adlî Tıp onayıyla gösterilir. Toplum güvenliği değerlendirmesi ayrıca yapılır.
Denetimli serbestlik ile infaz erteleme aynı şey mi?
Hayır. Ertelemede ceza durur, iyileşince kalan kısım çekilir. Denetimli serbestlikte ceza toplumda çekilmeye devam eder ve koşullu salıverilme tarihine kadar sürer. Konutta infazda da ceza işler. Üçü farklı dilekçedir.
Hasta hükümlü her zaman üç yıl kala mı çıkar?
Hayır. Üç yıl, koşullu salıverilme tarihine kalan süredir ve ancak yalnız idame ettirememe raporu, iyi hâl ve diğer şartlarla birlikte işler. Suç türü o tarihi öteler. Süre dolmamışsa m.16 ve m.110/3 ayrıca değerlendirilir. Onlar üç yılı beklemez.
Ağırlaştırılmış müebbet hastası konutta yatar mı?
Hayır. M.110/3, ağırlaştırılmış müebbeti hariç tutar. Bu kişide tartışılacak kapı, şartları oluşmuşsa infazın geri bırakılmasıdır. O da otomatik değildir.
Rapor olumlu, savcılık yine de reddetti. Ne olur?
M.16/6’daki güvenlik değerlendirmesi hekime ait değildir. Ret gerekçeli olmalıdır ve infaz hâkimliğine götürülür. Olumlu rapor, konutta infaz isteminde ayrıca kullanılır.
Hastanede yattığı günler cezadan sayılır mı?
Kurum sevkiyle hastanede geçen süre kural olarak infazda geçmiş sayılır. İnfazın geri bırakıldığı dışarıdaki süre sayılmaz. İstisna, akıl hastalığı nedeniyle kalınan sağlık kurumundaki süredir. O süre cezaevinde geçmiş sayılır.
Denetimli serbestliğe çıktıktan sonra hastaneye gitmezse ne olur?
Beş gün içinde müdürlüğe başvurmamak ve yükümlülüğe ısrarla uymamak, kişiyi açık kuruma geri gönderir. Süre geçirilerek teslim olunmaması ayrıca suç oluşturabilir.
Avukat tutmadan aile başvurabilir mi?
Yasal temsilci ve aile, sevki ve adresi bildirebilir. İnfaz ve tutukluluk dilekçesi, hükümlünün veya müdafinin imzasıyla kurulduğunda işler. Ekonomik durumu elvermeyen tutuklu ve hükümlü için baro müdafiliği ayrı bir yoldur. Ceza soruşturmasındaki müdafilik ile infaz aşamasındaki vekâlet birbirinin yerine geçmez.
Bilgilendirme: Bu metin genel hukuki bilgilendirmedir. Tahliye, infazın ertelenmesi veya denetimli serbestlik vaadi değildir. Suç tarihi, suçun türü, mükerrirlik, kalan süre ve raporun cümlesi sonucu değiştirir. Karar, infaz savcılığı veya infaz hâkimliğindedir.
Rapor cümlesi dosyayı belirler
“Hasta” yazan bir epikriz, infazı kendiliğinden durdurmaz. Raporda hayat için kesin tehlike mi, yoksa cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe mi yazdığı; kişi tutuklu mu hükümlü mü, aynı hafta hangi kapının açılacağını değiştirir. Bu metin sonuç garantisi taşımaz.
Av. Alperen Karakuş — Çağlayan, Vatan Cd. 25/2 Kâğıthane. Randevu: 0532 261 66 31 — İletişim.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Randevu: 0532 261 66 31 — İletişim.