Babanın Kızına Karşı Cinsel İstismar Suçu İddiası Beraat Kararı

İLETİŞİM

Bizimle dilerseniz WhatsApp hattı üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Babanın Kızına Karşı Cinsel İstismar Suçu İddiası Beraat Kararı

Babanın Kızına Karşı Cinsel İstismar Suçu İddiası Beraat Kararı

Yazı İçeriği

Babanın Kızına Karşı Cinsel İstismar Suçu İddiası Beraat Kararı — hukuki bilgilendirme kapağı

Bilgilendirme: Bu metin genel hukuki bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza özel tavsiye veya sonuç garantisi yerine geçmez. Mevzuat, Yargıtay uygulaması, yetkili mahkeme ve süreler dosya şartlarına göre değişir. UYAP’taki mahkeme adı esastır. Hak kaybı riski bulunan işlerde yetkili bir hukukçuya danışılması önerilir.

Babanın Kızına Karşı Cinsel İstismar Suçu İddiası Beraat Kararı

Anayasa’nın 138/1 ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak ( Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139 ) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.

Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.

Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir ( Feyzioğlu, s. 357 ).

Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı’ndaki gerekçesinde bu duruma; “Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur.” denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; “Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır.” ( Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach’a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282 ) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.

Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a ) Her şeyin kanıt olabileceği ( hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş ), b ) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c ) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, ( hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği ), d ) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e ) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f ) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, ( vicdani kanaat ) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır ( YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı ).

Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir ( YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı ).

Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te’lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın, olay tarihinde kendi evinde uyumakta olan kızı mağdur …’ya, cinsel organı ve eliyle cinsel amaçlı temas ederek çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği iddia edilen olayda;

Sanığın, olay günü evinde kalan mağdur …’ya yönelik cinsel amaçlı herhangi bir eyleminin bulunmadığı yönündeki aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları, buna karşılık mağdur …’nın beyanlarının aşamalarda değişerek çelişki göstermesi, mağdur …’in de soruşturma evresinde olayın bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğuna dair dosyaya sunduğu şikâyetten vazgeçme dilekçeleri ve bu dilekçeyle uyumlu olacak şekilde kovuşturma evresinde verdiği ifadesi karşısında, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Başvurudan önce adım adım

Aşağıdaki sıra, aile, iş, kira, icra ve ceza dosyalarının çoğunda ortak usul disiplinidir. Somut kanun maddesi dosya türüne göre değişir; belgesiz hız, hak düşürücü süreyi kurtarmaz.

  1. Tebliğ zarfı, sözleşme, dekont ve yazışmayı tarih sırasına dizin; UYAP Vatandaş kaydını alın.
  2. Süreyi tebliğ tarihinden işleyin. Yedi günlük icra itirazı, bir aylık işe iade ve kısa şikâyet süreleri ezber “hafta sonu” ile uzamaz.
  3. Talebi kalem kalem ayırın (alacak, feragat, tedbir, tahliye, tazminat). Tek cümlelik dilekçe görevsizlik üretir.
  4. Tanık, kamera, mesaj ve banka kaydının aslını yedekleyin; sosyal medyada dosya anlatmayın.
  5. Yetkili merci ve adliye kampüsünü UYAP’taki mahkeme adından doğrulayın. Ofis ilçesi duruşma yerini değiştirmez.

Çağlayan’daki büro (Vatan Cd. 25/2 Kâğıthane) ücretli değerlendirme yapar. Baro adli yardım bürosu değildir; ücretsiz vekâlet vaat etmez. Kanunî yol: adli yardım 2026.

2026’da aile dosyasında değişmeyen usul çekirdeği

Anlaşmalı boşanmada TMK m. 166/3 (kural olarak bir yıllık evlilik, protokol, kişisel irade) geçerlidir. Mal rejiminde 1.1.2002’den beri yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Mal rejimi alacağında TMK m. 178’deki on yıllık zamanaşımı, boşanma hükmünün kesinleşmesinden işler. Taslak “beş yıl” anlatısı yürürlükteki kanun değildir. Nafaka TMK m. 175; tazminat TMK m. 174; aile konutu TMK m. 194 çerçevesinde okunur. 6284 sayılı Kanun’da koruyucu tedbir için delil şartı aranmaz (m. 8/3); ilk süre en çok altı aydır.

İç bağlantılar: anlaşmalı boşanma, mal paylaşımı, 6284 uzaklaştırma, süre.

Ceza yargılamasında değişmeyen güvenceler

Masumiyet karinesi, susma hakkı ve müdafi yardımı dosyanın ağırlığına göre düşmez. CMK m. 150 müdafii baro görevlendirmesidir; CMK m. 148/4 çerçevesinde müdafi yokken alınan ifade hükme esas alınamaz. Tutuklama (CMK m. 100) tedbirdir, ceza değildir. Ağır isnat, ispat yükünü sanığa çevirmez.

Sık hatalar

  • Tebliği almamak veya süreyi “hafta sonu uzar” sanmak
  • Belgesiz elden ödeme ve sözlü anlaşmayı dosyanın yerine koymak
  • İnternet dilekçesini somut olaya uyarlamadan vermek
  • Yanlış adliye / yanlış kalem (yetki ve görev itirazı)
  • Sosyal medyada dosyayı anlatarak yeni delil üretmek

Sık sorulan sorular

Bu yazı somut dosyama hüküm mü?

Hayır. Genel hukuki bilgilendirmedir. Mahkeme, savcılık veya icra işleminin yerini tutmaz.

Süreleri internetten ezberlesem yeter mi?

Hayır. Tebliğ tarihi, resmî tatil ve kanundaki “gün / hafta / ay” hesabı dosyaya göre değişir. Hak düşürücü süreler iade edilmeyebilir.

Avukat tutmak zorunlu mu?

Her işte kanunen zorunlu değildir. Tutuklama, çocuk, taşınmaz, kısa itiraz süreleri ve mal rejimi hak kaybı riskini yükseltir.

Ücretsiz avukat bu bürodan mı istenir?

Hayır. AL&KAR Hukuk baro adli yardım bürosu değildir ve ücretsiz vekâlet vaat etmez. Kanunî yol: baro adli yardımı ve/veya mahkeme adli yardımı, cezada CMK m. 150. Adli yardım 2026.

Çağlayan’daki büro, duruşma yerini değiştirir mi?

Hayır. Yetkili mahkeme ofis adresine göre kaymaz. Büro adresi Vatan Cd. 25/2 Kâğıthane’dir.

Sonuç garantisi var mı?

Yoktur. Bu metin reklam, vaat veya garanti niteliği taşımaz.

İlgili yazılar

Aynı tema çevresinde okunabilecek diğer bilgilendirme içerikleri:

Profesyonel değerlendirme

Süreler, delil ve usul seçenekleri dosyadan dosyaya değişir. Kritik adımlarda profesyonel hukuki destek alınması; tebligat, belge düzeni ve stratejinin doğru kurulması bakımından önemlidir. Bu metin reklam, vaat veya garanti niteliği taşımaz.

Genel bilgilendirme: 0532 261 66 31 — İletişim. Acil güvenlik riskinde ilgili mercilere başvurulmalıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayın şartları, delil durumu ve güncel mevzuat dosyadan dosyaya değişir. Randevu: 0532 261 66 31 — İletişim.

0532 261 66 31 0532 261 66 31 Danışma Hattı Danışma Hattı